Sarıyer - Eminönü

Sarıyer - Eminönü

Gidiş Geliş Sarıyer / Eminönü;

 

En sevdiğim rota ile ilgili tecrübelerimi ya da yol hikayelerimi paylaşmadan önce biraz bisikletimden bahsetmeden geçemeyeceğim. Benim bisikletim yol arkadaşım katlanır bir bisiklet.! İlk kullandığımda şunu söylediğimi çok net hatırlıyorum. Buldumm seni; Hoş geldin çocukluğum, Hayatımın en saf en neşeli ve en temiz günleri hoşgeldiniz anılarım. ? Bisiklet üzerinde geçen bir çocukluk sonrası uzun yıllar seleye oturmayınca sanırım bu duygulara kapılıyorsunuz. Gerçekten çok özlemişim. 

Çok uzatmadan tura başlıyorum….

Sabah en geç 07:00- 08:00 arası kalkıp çantamı hazırlayıp ekipmanları toparlayıp ( Kask, Gözlük, Eldiven ) her zaman başımın ucunda duran bisikletimi de alıp doğru Büyükdere ( Sarıyer ) sokaklarına inip önce sabah tertemiz olan boğaz havasını ciğerlerime doldurup yola koyulurum. İlk 10 Pedalda da her defasında hissettiğim hiç sekmeyen;  iyiki almışım şu bisikleti düşüncesi ve mutluluğu sonrası Büyükdere sahilden kazıklı köprüye çıkılarak boğaza giriş yaparım. Hava da güneşli ise eğer tadına doyulamayacak bir turun başlangıcı demektir. Bu arada bu rotayı spor amaçlı yaptığımı düşünenler için şimdiden özür dilerim ? Benimki biraz özgürlüğün tadını çıkarıp midemi sevdiğim şeyler ile doldurup biraz günlük rutinden kurtulup stres atmanın bir yolu. İnanın bu güzergahı başka bir araçla giderek aynı keyfi almanız yada bir çok güzelliği fark etmeniz imkansız. Trafik derdi ve insan kalabalığı sizi bundan kesinlikle alıkoyacaktır. 

Büyükdere sonrası ilk durak kahvaltı için Kireçburnu merkezde bulunan tarihi kireçburnu fırını, Omlet ve poğaçaları gerçekten muazzam. İçerideki eski mimari doku insana 90 lar İstanbul unu hatırlatıyor. Belki de buraya uğramadan geçemiyorum. Kahvaltı sonrası 2. Durak tabi ki Sedona Concept Yeniköy Türk kahvesi ve çeşitli filitre kahveler için muazzam bir durak benim için ( Kahvaltı için burasıda tercih edilebilir, Sandeviç ve tost çeşitleri mevcut ) ayrıca yeni, model katlanır bisikletlere bakmakta ayrı bir keyif benim için. Bu arada başka bisikletlere asla bakmam. Nedense bisikleti çok sevmeme rağmen benim bisikletimden büyük bisikletlere hiç ısınamadım. Yol arkadaşıma ihanet edemiyorum galiba. Malum beni sırtında çok taşıdı.

Yeniköy sonrası boğaz hattından devam edip İstinyeEmirganBaltalimanı geçilip durmadan hisara kadar tam yol ileri ( bu arada Emirgan sahilinde nadir olan bisiklet yolunu, her ne kadar yayalar işgal etse bile onları yoldan çıkarmayı kendime görev edindim. İnsanların buna alışması lazım bence. ) Hisar girişinde perili köşk önünde bulunan parkta olmazsa olmaz duraklarımdan. Mutlaka durup mola veriyorum, Bence boğazın en güzel manzaralarından birine sahip burası ve her zaman sakin. 20 Metre ötede bulunan kahvaltı  mekanlarının kalabalıklığını düşününce buranın sakinliği ve manzaranın verdiği huzur beni hep şaşırtmıştır. 10/ 15 dk. Mola sonrası pedallamaya devam, Sonraki durak Arnavutköy Alibaba  restaurant’ın bulunduğu ara sokakta yolun ayrıldığı noktada tam ortada küçük salaş bir balıkçıda yarım ekmek midye tava yemeden gitmem. O sokakta ayrı bir tat başka bir sevimlilik var nedense galiba yemekten çok o sokakta vakit geçirip oturmak bana çok iyi geliyor. ( Bu arada midyesi çok başarılı ? ) Arnavutköyden hareket sonrası istikamet Beşiktaş. Semte gelince bisikletten inilir elimde bisikletimle yürürken çarşıda bulunan kartal heykellerine selam vermeden geçmem. Mutlaka uğramadan geçmediğim bir mekanda burada var, Baklavacı Kafadaroğlu benim için eşsiz bir nokta. Burma kadayıfını tavsiye ederim. Sabah saat 9/10 arası gitme şansınız olursa çıkan ürünleri sıcak yeme şansını da yakalayabilirsiniz. Ben biraz fazla mola verdiğim için pek denk gelmiyor açıkçası. Oradan tekrar pedallayıp ağaçlı yoldan Dolmabahçe ye geldiğimde önce sola selam sonra sağa selam vermeden hayatta geçmem, Sonrası doğru Karaköy.

 

 

 

Karaköy sokaklarından usulca süzülüp galata köprüsüne ulaşmakta her zaman çok keyiflidir. Mutlaka yavaş geçerim buradan ki bazen yürüdüğümde olur. Galata köprüsünden İstanbul’a bakmak hep mutlu eder beni. Tabiki genelde baktığım nokta Topkapısarayı oluyor, Mmalum kalan birçok nokta tamamen beton ormanı artık. Köprüden geçip Eminönü geldiğimde malum insan kalabalığından pedallamak pek mümkün olmuyor. Canım dostumu elimle iterek yola devam ediyoruz, gerçi bu son durak olduğu için benim içinde dinlenme oluyor. Birde burada etrafa bakınarak yaya gezmekte başka bir keyif, ara sokaklarda çay keyfi yapıp dinlenmek hedefe varmanın tadını çıkarmak eşsiz..   

Bu arada Eminönüne varmak aşağı yukarı 3 saati buluyor.

Dönüşe başlarken gelişte durduğum kadar durmuyorum. Artık hem mideyi dinlendirip daha fazla pedallama vakti. Eminönü dönüşü Kuruçeşmeye kadar hiç durmuyorum. Eğer hava çok sıcak değilse tabi ( sıcak havalarda Ortaköy de soğuk bir bardak limonata çok iyi gider ? ) Kuruçeşme de İstanbul’un en güzel yeşil alanlarından biri mevcut, Ortaköy ve Bebek arasında Cemil Topuz parkı her zaman sakin ve boş. Çimlerde yatıp boğazı buradan izlemek çok dinlendirici. Galiba buranın hep sakin olması arabayla gelecekler için park sorunu olması. Yoksa bu kadar huzurlu yeşil bir ortamı İstanbul da bulmak çok zor. Yarım saat mola sonrası durmadan devam. İstikamet başlangıç noktası. Aşağı yukarı mola ile birlikte 2 saat sürüyor varış. Toplamda gidiş / geliş benim için 5 ile 6 saat arası değişiyor. Yanılmıyorsam gidiş-geliş 50 km. civarı.

Bu turda yediğiniz, içtiğiniz, aldığınız temiz hava, huzur ve her zaman yanınızda olan deniz size yaşamanın, sağlıklı olmanın ve özgürlüğün tadını çıkarmayı sonuna kadar hissettirip sizi hayata bağlıyor gerçekten. aynı zamanda güzel bir haftaya yada güne başlamanın da motivasyonu.

Umarım çok uzatıp sizi sıkmamışımdır,

Uğur Serenli,

         
 
Etiketler: katlanır bisiklet, dahon katlanır bisiklet, istanbul bisiklet rotası
Ağustos 21, 2019
Listeye dön